Matilda 30 Yaşında!

Quentin Blake, Matilda’yı Britanya Kütüphanesi’nin (British Library) müdürü olarak yeniden hayal etti. 


Komedyen, astrofizikçi ya da yazar: Roald Dahl’ın kitapsever Matilda’sı büyüdüğünde ne olurdu?

Çocuk kitabı yazarları, Quentin Blake'in yeni illüstrasyonları eşliğinde Matilda’nın geleceğini hayal ettiler!

Roald Dahl’ın, kitapları seven, zorbalardan nefret eden küçük, cesur bir kız hakkındaki kitabı Matilda yayımlanalı tam 30 yıl oldu. Dahl’ın uzun yıllar birlikte çalıştığı Quentin Blake, doğum gününü kutlamak için Matilda’nın sekiz yeni illüstrasyonunu çizdi.

Matilda’nın şimdiki yayıncısı Puffin, Quentin Blake’ten Matilda’nın 30 yaşında ne işle meşgul olduğunu gösteren tek bir eskiz hazırlamasını istedi. 85 yaşındaki Quentin Blake, bir yerine sekiz tane eskiz yapmaya karar verdi ve bunların üçü kitabın 30. yıl baskısının kapaklarında kullanıldı.

“Küçük kızın bugün ne yapıyor olabileceğini hayal ederken çok eğlendim,”  diyor Blake yeni önsözde. “Matilda küçük bir çocukken birçok farklı alanda yetenekli olduğundan, bunu yapmak çok da zor olmadı.”

Doğum gününü kutlamak için, altı çocuk kitabı yazarına Matilda’nın 30 yaşına geldiğinde ne yapıyor olabileceğini ve çocukluğunun Matilda’nın bugünkü karakterini ve davranışlarını ne yönde etkilemiş olabileceğini sorduk.


Bir güreşçi olarak Matilda.



Michael Rosen: "Stand-up’çı olup Bayan Trunchbull’un taklidini müthiş yapardı."

Matilda 30 yaşına geldiğinde çok başarılı bir stand-up’çı olurdu. Bana kalırsa komedyenler oldukça hassas insanlar ve ben Matilda’nın ebeveynleri tarafından incitilmiş olabileceğini düşünüyorum. Daha sonra kendini kurtarmış olsa da, bu onu soğuk birine dönüştürmüş olurdu.  Öyle ki, çok yaklaşırsanız sizi haşlayabilirdi.

Komedi, Matilda’yı rahatlatırdı ve bir anlamda ebeveynlerini sevmesine de yardımcı olurdu. Matilda Virginia Woolf’u kalpten tanır ve edebiyatın bütün arka bahçesini performansı sırasında kullanırdı. Kendi yanılma payını ve umutlarını da sahne performasına yansıtırdı, ki bence usta komedyenler bu konuda gerçekten başarılıdır.

Bayan Trunchbull’u müthiş taklit ederdi. Ayrıca onu “iyi olamayacak kadar iyi” diye sunarak Bayan Honey’nin de taklidini inanılmaz iyi yapardı. “Bunun amacı ne?” diye sorardı seyirciye. Telekinezi yeteneği hakkında şöyle derdi: “Ah, bu arada, ben çocukken bir sürahiyi beyin gücüyle hareket ettirebiliyordum.” Bu konuda öyle bir konuşurdu ki neyin gerçek olduğunu bilemezdiniz. Konuşmayı şöyle bitirirdi: “Sonra da öğretmen çocuklardan birini pencereden dışarı attı.” Siz de ona tam inanmazdınız.

Bayan Honey talihsiz bir kazada ölmüştür. Norveç fiyortlarında Roald Dahl’ı ararken tekneden denize düşmüştür. Matilda bu sırada yirmilerindedir.  İşte bu yüzden Matilda hüznünü içinde gizler. Komedi sayesinde hüznü kendisinden uzak tutmayı başarır.


                                                
                                                                Cüretkâr Bir Kuaför Olarak Matilda (ya da Matildassima).


Francesca Simon: “Bir araştırmacı ya da bilim insanı olmazdı, kitaplarla ilgili bir iş yapıyor olurdu.”

Matilda’yı düşündüğümde aklıma ilk gelen şey kitaplar. Kitaplar Matilda’nın hayatının en önemli parçası ve hayatını yaşanmaya değer kılıyorlar. Her ne kadar cesur ve rahat olsa da, Matilda’nın içedönük bir yapısı var. Bir koltukta oturup kitap okumayı seven biri o.

Hiç şüphem yok ki Matilda 30 yaşına geldiğinde bir araştırmacı ya da bilim insanı olmazdı. Kitaplarla ilgili bir iş yapıyor olurdu; belki bir kitapçı işletirdi, belki de bir çocuk kitapları kütüphanesinde çalışırdı ya da en kötü ihtimalle eğitim bakanı olurdu.

Yetişkin Matilda mutluluğun kıymetini bilirdi,  çünkü birçok çocuğu yıkabilecek durumdan sağ salim çıkmıştı. Matilda hâlâ eline ne geçerse okumaktadır ve şimdiye dek neredeyse bütün kitapları okumuştur. Onu asıl neşelendiren, kitapları paylaşmaktır.

Hâlâ azimlidir ama büyük ihtimalle oldukça utangaçtır da; şu iyi birer dinleyici olan sessiz insanlardan hani... Onu ayrıca tutkulu bir kütüphane savunucusu olarak, her okula bir kütüphane kazandırmak için bir kampanyaya öncülük ederken görebiliyorum. Bunu yapmak için sessizliğini bozma konusunda kendini zorlardı.



Bir gezgin olarak Matilda.


Ed Vere: “Şimdiye birkaç senedir başbakanlık yapıyor olurdu.”

Matilda büyümüş de küçülmüş olduğu için, 30 gibi genç bir yaşta birkaç senedir başbakanlık yapıyor olurdu. Matilda’nın iktidar yolunda, doğru ve yanlış konusunda müthiş bir algısı vardı. Bence ordunun yardımıyla Jacob Rees-Mogg, Boris Johnson, Michael Gove, George Osborne ve David Cameron’ı helikopterlerle denizin üzerinde sallandırarak bir adaya götürürdü. Orada onları çok, çok derin bir çukura bırakırdı.

O çukurun dibinde, eminim uzun zamandır bir şey yememiş irikıyım bir timsah olurdu. Bu sebeple Brexit ya da referandumun lafı hiç edilmezdi. Dümende Matilda'yla, herkesin birbirinden hoşnut olduğu, barışçıl bir ülkede yaşardık. Okul kütüphaneleri Matilda için büyük öncelik taşırdı ve ülke çapındaki kütüphaneler insanlarla dolup taşardı. Eğitim her şeyin merkezinde olurdu ve okullarda sanat ve müzik yeniden gelişirdi. Matilda yalnızca düzenin ihtiyaç duyduğu çarkların değil, herkesi eğitmenin önemli olduğunu bilirdi.



Astrofizikçi olarak Matilda.


Matt Haig: “Kendi ‘Game of Thrones’unu yazardı.”

Matilda'nın kendine güveni tamdır, bu yüzden otuzuna geldiğinde tam olarak ne istiyorsa onu yapıyor olacağını düşünüyorum. Dünyayı yönetmeyecektir, çünkü istediği bu değildir.

Bence Matilda yazar olur, epik bir şeyler yazardı, ama gerçekçi şeyler değil, çünkü onun hayal gücü muazzamdır. Belki de kendi “Game of Thrones”unu yazardı; ya da çocukluğunun üzücü anılarını. Hayatında çok fazla şeytani karakter vardı. Fakat kitaplar onun için bir anlamda terapi işlevi göreceğinden ilaç kullanmasına ya da danışmanlık almasına gerek kalmayacaktı. Kitaplar onun kurtuluşu olmayı sürdürecekti.

Mutlu olup olmayacağını bilmiyorum, Matilda’yı çocukken tutkuları olan biri olarak tanıdım. Sanıyorum yetişkin olduğunda mutluluğun ne olduğunu bilirdi ama tam anlamıyla da tatmin olmazdı. Hâlâ hikâyelerin peşinde, bir nevi arayışta olurdu.