"Bayan Charlotte'un Maceraları" serisinin yazarı Dominique Demers'le keyifli bir söyleşi

Geçtiğimiz aylarda ilk kitabı Yeni Öğretmen ve ikinci kitabı Gizemli Kütüphaneci'yi peş peşe yayımladığımız, kısa sürede çok sevilen  Bayan Charlotte'un Maceraları serisinin yazarı Dominique Demers'le serinin ilk kitabı Yeni Öğretmen hakkında yapılan keyifli bir söyleşiyi sizin için Türkçeleştirdik.






Sizi yazmaya yönlendiren neydi?
Annem bana şiirler okurdu, büyükannemse hikâyeler anlatırdı. Kırmızı Başlıklı Kız, Külkedisi, Güzel ve Çirkin... Annem ve büyükannem bana kelimelerin sihirli ve güçlü olduğunu öğrettiler.


Küçükken hangi mesleği yapma hayali kurardınız?
Büyük ve önemli bir dergide muhabirlik yapmak isterdim. Bu hayalim gerçekleşti de! 
Hatta ödül bile kazandım. Ama kitap yazmaya başladığımda, yazarken her şeyin mümkün olduğu gerçeğine vuruldum!

Yeni Öğretmen'i yazarken ilham kaynağınız neydi, otuz kelimeyle anlatır mısınız?
Okul müdürünün gerçekten kötü bir adam olduğu bir okulda (sıklıkla rastlanacağı gibi) ders veriyordum. Kendisi yanlış sebeplerle işi bırakmama neden oldu fakat iki yıl sonra hapse gönderildi. Öğretmenliği özlüyorum.

Sıradaki kitabınız için bir planınız var mı?
Yakında 80. kitabımı kaleme alacağım. Yeni bir Bayan Charlotte macerası olabilir pekâlâ! Birkaç yıl önce ciddi bir rahatsızlık geçirdim ve onun gibi bir hemşirem olmasını çok isterdim!

Kariyerinizdeki en heyecan verici ânı bizimle paylaşır mısınız?
Gösterime giren son filmlerden biri, benim kitabımdan uyarlandı. Açılışta gerçek bir kırmızı halı vardı, şık bir elbise giydim, imitasyon mücevherler taktım. Kendimi birkaç dakikalığına da olsa bir Hollywood yıldızı gibi hissettim, harikaydı!

Şu anda ne okuyorsunuz?
La femme qui fuit adlı bir yetişkin kitabı okuyorum, ülkemdeki gerçek sanatçıların hayatlarını anlatıyor. Bu kitabı kendisi de bir yazar olan kızım ödünç verdi.

Geçmişte yaşamış ya da şimdi hayatta olan üç kişiyle yemek yeme şansınız olsaydı kimleri seçerdiniz?
Küçük yaşta kaybettiğim annemi. Madam Leprince de Beaumont'un 18. yüzyılda tarif ettiği haliyle, Güzel ve Çirkin'deki Çirkin'i. Ve İsa'yı. Tanrı'nın oğlu olsun ya da olmasın, iyi ve etkileyici bir insan olduğu için.

Tarihin hangi döneminde yaşamak isterdiniz?
Şimdiki zamanda. Öncesinde hayatın daha iyi olduğunu sanmıyorum. Ayrıca bir yazar olduğum için istediğim zaman istediğim yere seyahat edebilirim, geçmiş ya da gelecek fark etmez. Birkaç yıl önce bir mağara kadınıydım mesela, Maïna adlı bir kitap yazmıştım. (Bir kutup ayısının nefesinin kokusundan ilham almıştım.)

Eviniz yanıyor olsa alevlerden kurtaracağınız üç kitap ne olurdu?
Cynthia Voigt - Solitary Blue,  Marie-Aude Murail - Lettres d’amour 0 à 10 ve Edmond Rostand - Cyrano de Bergerac.

Dinlenmek ve zihninizi boşaltmak için neler yaparsınız?
Doğada zaman geçiririm. Kimileri buna antrenman diyor. Gaston adını verdiğim bir bisikletim var, birlikte uzun gezintilere çıkarız. Ayrıca kros kayağı yapıyorum ve göllerde yüzüyorum. Montreal'deki Royal Dağı'na tırmanan 250 basamağı çıkıp iniyorum. Sanırım hâlâ kısa mesafe triatlon yapabilirim ve hatta benim yaş kategorimde çok az insan yarıştığı için kazanabilirim bile.)

Bayan Charlotte'a ilham veren öğretmenleriniz oldu mu?
Pek sayılmaz. Ama Mary Poppins'i ve Pippi Uzunçorap'ı çok severdim. Lisedeyken bir çakıl taşıyla konuşurdum, bunu komik bulurdum, arkadaşlarım da çok gülerdi. Fakat bazı öğretmenlerim bunu hiç komik bulmazdı.

















[Çeviren:Tuğçe Özdeniz]

[Yazı içindeki görsel Dominique Demers'in "Yeni Öğretmen" adlı kitabınddan.]

Yazıyı Paylaş